Sayfa İçindekiler
ToggleBacakta belirginleşen damarlar, gün sonunda artan ağırlık hissi, kaşıntı, yanma ya da ayak bileği çevresinde şişlik varsa, çoğu hastanın aklına aynı soru gelir: “Varisim için lazer mi daha iyi, radyofrekans mı?” Bu soru anlaşılırdır; çünkü iki yöntem de ameliyatsız varis tedavisi denince en sık duyulan seçenekler arasındadır. Ancak varis tedavisinde karar, yalnızca yöntemin adıyla verilmez.
Lazer ve radyofrekansın ortak noktası, sorunlu yüzeyel toplardamarı içeriden kapatmayı hedeflemeleridir. Yani amaç damarı dışarıdan çekip çıkarmak değil, damar içine ince bir kateterle girerek kaçak yapan damarı devre dışı bırakmaktır. Buna endovenöz ablasyon denir. “Endovenöz” damar içinden, “ablasyon” ise kontrollü olarak kapatma anlamına gelir.
Fakat her hastada damar çapı, kaçak düzeyi, damarın cilde yakınlığı, yan dalların yapısı ve eşlik eden şikayetler aynı değildir. Bu nedenle “lazer daha iyidir” ya da “radyofrekans her zaman daha konforludur” gibi kesin cümleler hastayı yanıltabilir. Doğru soru çoğu zaman şudur: “Benim damar haritam için hangi yöntem daha uygun?”
Bu çerçeve, hastanın işlemden ne beklediğini ve hekimin hangi anatomik sınırlara dikkat edeceğini aynı masada buluşturur.

Belirtileriniz için uzman görüşü alın
Yazıyı okumadan önce sormak istediğiniz bir şey varsa doğrudan yazabilirsiniz.
veya iletişim formunu doldurun →Varis tedavisinde lazer ve radyofrekans, özellikle büyük safen ven veya küçük safen ven gibi yüzeyel ana toplardamarlarda kaçak saptandığında gündeme gelir. Bu damarlarda kapaklar yeterince çalışmadığında kan kalbe doğru tek yönlü ilerlemek yerine aşağıya doğru geri kaçabilir. Bu geri kaçış, damar içinde basıncı artırır ve zamanla damar genişleyip belirginleşebilir.
Bu noktada tedavinin temel hedefi, yalnızca görünen damarı ortadan kaldırmak değildir. Asıl hedef, kaçak yapan damarın dolaşım üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak ve bacağın venöz yükünü hafifletmektir. Lazer de radyofrekans da bu hedefe damar içinden ulaşmaya çalışır.
Lazer tedavisinde kateter ucundan verilen ışık enerjisi, damar duvarında ısı etkisi oluşturur. Radyofrekans tedavisinde ise damar duvarına radyo dalgalarıyla kontrollü ısı uygulanır. İki yöntemde de damar çevresine genellikle tümesan anestezi adı verilen sıvı uygulanır. Bu sıvı hem ağrıyı azaltmaya hem de çevre dokuları ısı etkisinden korumaya yardımcı olur.
Ortak amaç
Lazer ve radyofrekansın ortak amacı, kaçak yapan yüzeyel toplardamarı içeriden kontrollü şekilde kapatarak kanın sağlıklı damarlardan yönlenmesini desteklemektir.
Hastanın zihninde bu işlem bazen “damar yakılıyor mu?” gibi korkutucu bir ifadeyle canlanabilir. Daha doğru anlatım, sorunlu damarın kontrollü ısı etkisiyle büzüşüp kapanmasının hedeflendiğidir. Bu damar kapandıktan sonra bacak dolaşımı derin ve sağlıklı yüzeyel damarlar üzerinden devam eder. Zaten tedavi kararı verilmeden önce Doppler ultrasonla bu dolaşımın uygun olup olmadığı değerlendirilir.
Lazer ve radyofrekans arasındaki temel fark, damar duvarına ısı enerjisinin nasıl iletildiğidir. Lazer ışık enerjisi kullanır; radyofrekans ise radyo dalgalarıyla çalışan bir ısıtma sistemi kullanır. Hastanın günlük deneyimi açısından bu fark çoğu zaman işlem odasında görülen cihaz farklılığı gibi algılansa da klinik karar açısından bazı ayrıntılar önemlidir.
Lazer sistemlerinde kullanılan dalga boyu, fiber tipi ve enerji ayarı tedavi etkisini değiştirebilir. Daha yeni lazer teknolojilerinde damar duvarına daha kontrollü enerji verilmesi amaçlanır. Radyofrekans sistemlerinde ise kateter segment segment ısı uygular ve cihaz belirli bir sıcaklık kontrolüyle çalışır. Bu nedenle radyofrekans, bazı hastalarda işlem sonrası hassasiyet açısından daha yumuşak bir profil sunabilir. Ancak bu, her durumda radyofrekansın üstün olduğu anlamına gelmez.

Lazerin bazı damar tiplerinde güçlü bir kapatma etkisi sağlaması, özellikle belirli çap ve seyir özelliklerinde avantaj olabilir. Radyofrekans ise uygun damar yapısında öngörülebilir, kontrollü ve hasta konforu yüksek bir seçenek olarak düşünülebilir. Burada hekimin deneyimi, kullanılan cihazın özellikleri ve damarın anatomisi birlikte değerlendirilmelidir.
Hastanın hissettiği fark çoğu zaman işlemden sonraki ilk günlerde ortaya çıkar. Bazı kişilerde gerginlik, hafif çekilme hissi, morarma ya da hassasiyet olabilir. Bu etkiler yalnızca yönteme değil, damarın uzunluğuna, yan dal varislerin eşlik edip etmediğine, eş zamanlı köpük veya miniflebektomi gerekip gerekmediğine de bağlıdır.
Tek cihazla karar verilmez
Varis tedavisinde cihaz seçimi önemlidir, ancak asıl karar Doppler haritası, damar çapı, kaçak seviyesi, cilde yakınlık ve hastanın klinik şikayetleri birlikte görülerek verilir.
Lazer tedavisi, uzun yıllardır endovenöz varis tedavisinde kullanılan güçlü bir yöntemdir. Uygun hasta seçildiğinde sorunlu ana toplardamarın kapatılmasında etkili olabilir. Özellikle damar çapı, damar seyri ve kaçak paterninin lazer için elverişli olduğu hastalarda iyi sonuçlar alınabilir.
Lazerin öne çıkabileceği durumların başında daha belirgin ana damar yetmezliği gelir. Büyük safen vende uzun segment kaçak varsa, damar duvarına yeterli ve düzenli enerji iletimi sağlanabiliyorsa lazer uygun bir seçenek olabilir. Ayrıca bazı kliniklerde kullanılan yeni nesil fiberler sayesinde enerji daha homojen dağıtılabilir; bu da işlem sonrası hassasiyetin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Yine de lazer kararı verirken damarın cilde çok yakın olup olmadığı önemlidir. Cilde çok yakın seyreden bir damarda ısıya bağlı cilt hassasiyeti veya renk değişikliği riski daha dikkatli ele alınmalıdır. Bu gibi durumlarda tümesan anestezinin doğru uygulanması, enerji ayarının dikkatli yapılması ve gerekirse farklı tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekir.
Lazerin uygun olup olmadığını belirleyen bir diğer nokta, damarın çok kıvrımlı olup olmamasıdır. Kateterin ilerlemesi zor olan çok kıvrımlı damarlarda işlem teknik olarak daha güç olabilir. Bu durumda bazen radyofrekans, yapıştırıcı, köpük skleroterapi veya kombine yaklaşımlar gündeme gelebilir. Ancak bu karar, damar haritası görülmeden genelleştirilemez.
Hastalar bazen “lazer daha güçlü mü?” diye sorar. Güçlü kelimesi burada tek başına yeterli değildir. Önemli olan doğru enerjinin doğru damara, doğru uzunluk boyunca ve güvenli şekilde uygulanmasıdır. Gereğinden fazla enerji konforu azaltabilir; yetersiz enerji ise kapatma başarısını etkileyebilir. Bu nedenle yöntem kadar uygulama planı da belirleyicidir.
Sizdeki tablo hangi tedaviye uygun?
Şikâyetlerinizi kısaca iletin, uygun yöntemi birlikte değerlendirelim.
veya iletişim formunu doldurun →Radyofrekans tedavisi, uygun damar yapısında kontrollü ısı uygulamasıyla çalışan bir endovenöz yöntemdir. Hasta açısından çoğu zaman “daha konforlu olabilir mi?” sorusuyla gündeme gelir. Gerçekten de bazı çalışmalarda ve klinik deneyimlerde radyofrekans sonrası erken dönem ağrı ve morarma hissinin daha az olabildiği bildirilmiştir. Fakat bu avantaj, her hasta için otomatik sonuç gibi düşünülmemelidir.
Radyofrekansın öne çıkabileceği hastalarda damar genellikle kateterin düzgün ilerlemesine izin veren, çok aşırı kıvrımlı olmayan ve segmental ısı uygulamasına uygun yapıdadır. Damar çapı, tedavi edilecek uzunluk ve kaçak seviyesi bu kararı etkiler. Radyofrekans kateterinin belirli segmentlerde kontrollü çalışması, uygulamayı standartlaştırmaya yardımcı olabilir.
Özellikle işlem sonrası işe ve günlük yaşama dönüş beklentisi yüksek olan hastalarda, radyofrekans bazı durumlarda iyi bir seçenek olabilir. Ancak hastanın aynı gün yürümesi, kısa sürede işine dönmesi veya az ağrı beklemesi yalnızca cihazla ilgili değildir. İşlem sonrası önerilere uyum, varislerin yaygınlığı, eşlik eden yan dal tedavileri ve bacağın genel venöz durumu da sonucu etkiler.
Yanlış inanış
Yanlış Bilinen: Radyofrekans her zaman lazerden daha iyidir.
Doğrusu: Bazı hastada radyofrekans daha uygun olabilir, bazı hastada lazer ya da başka bir yöntem daha doğru seçenek haline gelebilir.
Radyofrekans için de cilde yakın damar seyri, çok kıvrımlı damarlar, daha önce geçirilmiş işlemler veya damar içinde pıhtı öyküsü gibi durumlar dikkatle değerlendirilmelidir. Bazen tek bir ana damarı kapatmak yeterli olmaz; yan dallar, kılcal damarlar veya perforan damarlar için ek plan gerekebilir. Bu nedenle radyofrekans kararı da bütün damar haritası içinde düşünülmelidir.
Lazer mi radyofrekans mı sorusunun en sağlıklı cevabı Doppler ultrasonla başlar. Doppler, yalnızca damarın görüntüsünü gösteren bir inceleme değildir; kanın hangi yönde aktığını, nerede geri kaçış olduğunu ve hangi damarların bu kaçaktan etkilendiğini anlamamıza yardımcı olur. Bir bakıma bacağın venöz yol haritasını çıkarır.
Dışarıdan bakıldığında belirgin görünen damar, her zaman sorunun ana kaynağı olmayabilir. Bazen yüzeydeki damarlar sadece alttaki ana toplardamar kaçağının sonucu olarak genişler. Eğer yalnızca görünen damarlar tedavi edilirse ama ana kaçak bırakılırsa, şikayetler devam edebilir veya yeni damarlar zamanla belirginleşebilir.

Doppler incelemede büyük safen ven, küçük safen ven, derin toplardamar sistemi, perforan damarlar ve yan dallar birlikte değerlendirilir. Kaçağın kasık düzeyinden mi, diz arkasından mı, baldır içindeki bir bağlantıdan mı başladığı önemlidir. Ayrıca kaçak süresi, damar çapı, damarın cilde uzaklığı ve pıhtı açısından riskli bir bulgu olup olmadığı kontrol edilir.
Yöntem seçimi de bu bilgilerle netleşir. Damar düz ve uygun çapta ise lazer veya radyofrekans güçlü seçenekler olabilir. Damar çok kıvrımlıysa kateterle ilerlemek zorlaşabilir. Damar cilde çok yakınsa ısı temelli yöntemlerde daha dikkatli plan gerekir. Çok küçük yan dallarda köpük skleroterapi ya da yüzeyel işlemler daha uygun olabilir. Yani Doppler, yöntemi yalnızca doğrulamaz; tedavi stratejisinin omurgasını kurar.
Varis tedavisinde damar çapı tek başına karar verdirmez, ama önemli bir etkendir. Çok geniş damarlar daha dikkatli enerji planı gerektirebilir. Daha küçük çaplı damarlarda ise gereğinden agresif yaklaşım konforu azaltabilir. Lazer ve radyofrekansın her ikisi de farklı çap aralıklarında kullanılabilir; ancak cihaz seçimi ve uygulama tekniği damarın ölçümüne göre ayarlanmalıdır.
Damarın seyri de en az çap kadar önemlidir. Düz ilerleyen bir damarda kateterin yerleştirilmesi daha kolaydır. Çok kıvrımlı, dallanan veya daha önce geçirilmiş işlemler nedeniyle düzensizleşmiş damarlarda kateter ilerletmek güçleşebilir. Böyle bir durumda tedavi tamamen imkansız değildir; fakat yöntem değişebilir veya kombine plan gerekebilir.
Cilde yakınlık özellikle ısı temelli tedavilerde dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Damar cilde çok yakınsa, ısı etkisinin cilde yansımasını azaltmak için tümesan anesteziyle damar çevresinde koruyucu bir sıvı yastığı oluşturulur. Bu adım doğru yapılmadığında morarma, hassasiyet veya ciltte renk değişikliği riski artabilir. Deneyimli uygulamada bu riskler azaltılabilir; yine de hasta seçimi önemlidir.
Bir diğer belirleyici unsur, yan dal varislerin yaygınlığıdır. Ana damar kapatılsa bile yüzeyde belirgin yan dallar varsa bunlar için ek işlem gerekebilir. Bazı hastada aynı seansta köpük skleroterapi veya miniflebektomi planlanabilir; bazı hastada ise aşamalı yaklaşım daha uygun olur. Bu nedenle “lazer mi radyofrekans mı?” sorusu bazen “tek yöntem mi, kombine tedavi mi?” sorusuna dönüşür.
İzmir Çiğli’de ameliyatsız varis tedavisi
Dr. Mehmet Hakan Pıçak ve ekibiyle ön değerlendirme için iletişime geçin.
veya iletişim formunu doldurun →Hastaların en çok merak ettiği konulardan biri işlem sırasında ve sonrasında ne hissedecekleridir. Lazer ve radyofrekans genellikle lokal anestezi ve tümesan anestezi eşliğinde yapılır. İşlem boyunca hasta çoğu zaman uyanıktır; genel anestezi veya hastanede yatış her zaman gerekli değildir. Yine de uygulanacak anestezi biçimi hastanın durumuna ve merkezin yaklaşımına göre değişebilir.
İşlem sırasında en belirgin his, tümesan anestezi uygulanırken oluşan baskı veya dolgunluk hissidir. Damar kapatma aşamasında ağrının belirgin olmaması beklenir. Sonrasında ise birkaç gün sürebilen gerginlik, çekilme hissi, hassasiyet veya hafif morarma olabilir. Bu etkiler genellikle günlük yaşamı tamamen durduracak düzeyde olmaz; ancak her hastada aynı seyretmez.
Radyofrekansın bazı hastalarda erken dönem konfor açısından avantajlı olabileceği söylenebilir. Lazer teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte lazer sonrası konfor da eskiye göre daha iyi hale gelmiştir. Bu yüzden eski lazer deneyimlerine dayanarak bugünkü tüm lazer uygulamalarını değerlendirmek doğru değildir. Kullanılan fiber, enerji ayarı ve uygulama tekniği sonucu belirgin şekilde etkiler.
İyileşme sürecinde yürüyüş genellikle teşvik edilir. Uzun süre hareketsiz kalmak istenmez. Varis çorabı kullanımı, kaç gün kullanılacağı ve kontrole ne zaman gidileceği hastaya özel planlanır. Bazı hastalar ertesi gün işine dönebilirken, uzun süre ayakta kalan veya yoğun fiziksel iş yapan kişiler için daha dikkatli bir program gerekebilir.
Kalıcı sonuç beklentisi çok anlaşılırdır; çünkü varis tedavisi yaptıran hasta aynı sorunun kısa sürede geri gelmesini istemez. Ancak kalıcılık yalnızca lazer veya radyofrekans seçimine bağlı değildir. Tedavinin doğru damara uygulanması, kaçak kaynağının tam belirlenmesi, yan dalların uygun şekilde ele alınması ve takip planı kalıcılığı belirleyen ana unsurlardır.
Başarılı bir endovenöz tedavide hedeflenen damar kapanır ve zaman içinde vücut tarafından küçültülerek devre dışı bırakılır. Hem lazer hem radyofrekans uygun planlandığında yüksek kapanma oranlarına sahip yöntemlerdir. Fakat varis hastalığı yalnızca tek bir damarın sorunu gibi düşünülmemelidir. Genetik yatkınlık, meslek, uzun süre ayakta kalma, gebelikler, kilo değişimi ve yaşla birlikte venöz sistemde yeni sorunlar gelişebilir.
Bu nedenle “varis tekrarlar mı?” sorusunun dürüst cevabı şudur: Tedavi edilen damar başarılı şekilde kapanabilir, fakat zaman içinde başka damarlarda yeni kaçak veya yeni varisler ortaya çıkabilir. Bu durum işlemin başarısız olduğu anlamına her zaman gelmez. Venöz hastalık dinamik bir süreçtir ve takip gerektirebilir.
Kalıcı sonuç için Dopplerle doğru haritalama, uygun yöntem seçimi, işlem sonrası kontrol ve yaşam tarzı önerileri birlikte düşünülmelidir. Gerektiğinde kilo yönetimi, düzenli yürüyüş, uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınma ve çorap kullanımı gibi destekleyici önlemler tedavinin etkisini korumaya yardımcı olabilir.
Her varis hastasında lazer veya radyofrekans ilk seçenek olmak zorunda değildir. Bazı damarlarda köpük skleroterapi, yapıştırıcı tedavi, miniflebektomi, kılcal damar tedavileri veya cerrahi seçenekler daha uygun olabilir. Burada önemli olan yöntemin popülerliği değil, damarın yapısı ve hastanın ihtiyacıdır.
Köpük skleroterapi, özellikle belirli yan dal varislerinde veya daha küçük damar yapılarında yararlı olabilir. Ancak ana safen ven kaçağı olan her hastada tek başına yeterli olmayabilir. Yapıştırıcı tedaviler bazı hastalarda tümesan anestezi gereksinimini azaltabilen seçenekler olarak düşünülebilir; fakat her damar yapısı için uygun değildir. Miniflebektomi ise yüzeyde kabarık yan dal varislerin küçük kesilerle çıkarılması şeklinde planlanabilir.
Bazen en doğru yaklaşım tek bir yöntem değil, kombine tedavidir. Örneğin ana kaçak lazer veya radyofrekansla kapatılırken, belirgin yan dallar farklı bir işlemle tamamlanabilir. Bazı hastalarda ise önce ana damar tedavisi yapılır, birkaç hafta sonra kalan yüzeyel damarlar değerlendirilir. Bu aşamalı yaklaşım gereksiz işlem riskini azaltabilir.
Tedavi seçeneklerinin fazla olması hastayı kararsız bırakabilir. Bu kararsızlık normaldir. Sağlıklı karar için hastanın elinde şu bilgiler olmalıdır: Kaçak nerede, hangi damar etkilenmiş, damar çapı ne, yan dallar ne kadar yaygın, cilt bulgusu var mı, hastanın şikayeti ne düzeyde ve tedaviden beklentisi gerçekçi mi? Bu bilgiler olmadan yöntemi cihaz adına göre seçmek eksik kalır.
Doktorvaris yaklaşımında amaç, hastaya bir cihaz adı önermekten önce venöz problemin mantığını anlamaktır. Çünkü varis, dışarıdan görünen damarların toplamı değil; çoğu zaman altta yatan akım bozukluğunun sonucudur. Bu nedenle değerlendirme önce hastanın şikayetlerini dinlemekle, sonra muayene ve Doppler ultrasonla damar haritasını çıkarmakla başlar.
Karar verilirken hastanın günlük yaşamı da dikkate alınır. Uzun süre ayakta çalışan biriyle, daha çok estetik kaygı yaşayan ama belirgin kaçağı olmayan bir kişinin tedavi planı aynı olmayabilir. Ayak bileği çevresinde renk değişikliği, tekrarlayan şişlik, gece krampları veya ciltte hassasiyet varsa durum daha farklı ele alınır. Sadece kılcal damar görünümü olan hastada ise ana damar tedavisi gerekmeyebilir.
Kişiye özel plan
En uygun yöntem, lazer veya radyofrekans adından önce hastanın Doppler haritasına, damar çapına, kaçak kaynağına, cilt bulgularına ve günlük yaşam beklentisine göre belirlenir.
Tedavi planı anlatılırken hastaya yöntemin avantajları kadar sınırları da söylenmelidir. Lazer seçilecekse neden lazerin uygun olduğu, radyofrekans seçilecekse neden radyofrekansın öne çıktığı açıklanmalıdır. Ek işlem gerekecekse bunun sebebi netleştirilmelidir. Hastanın “bana ne yapılacak?” kadar “neden bu yöntem seçildi?” sorusuna da cevap alması gerekir.
Sonuç olarak lazer ve radyofrekans birbirinin düşmanı olan yöntemler değildir. İkisi de doğru hastada değerli araçlardır. Asıl mesele, doğru aracı doğru damar probleminde kullanmaktır. Bu yaklaşım hem gereksiz işlem riskini azaltır hem de tedaviden beklenen faydayı daha gerçekçi hale getirir.
Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesi gerekir.
İlgili rehberler:
Tek başına daha iyi bir yöntemden söz etmek doğru değildir. Damar çapı, kaçak seviyesi, damarın seyri, cilde yakınlık ve hastanın şikayetleri yöntemi belirler. Bazı hastada lazer daha uygun olabilirken, bazı hastada radyofrekans veya farklı bir tedavi daha doğru seçenek olabilir.
Bazı hastalarda radyofrekans sonrası erken dönem hassasiyet daha az olabilir. Ancak bu fark her hastada aynı şekilde görülmez. Kullanılan teknoloji, uygulama tekniği, damar uzunluğu, ek yan dal tedavileri ve kişinin ağrı eşiği sonucu etkiler.
Lazer tedavisinde damar içine verilen ışık enerjisi kontrollü ısı etkisi oluşturur ve sorunlu damarın kapanması hedeflenir. Halk arasında “yakma” denebilse de tıbbi olarak daha doğru ifade, damar içinden kontrollü kapatma işlemidir.
Sağlıklı bir tedavi planı için Doppler ultrason çok önemlidir. Doppler, kaçağın nereden başladığını, hangi damarın etkilendiğini, damar çapını ve derin sistemin durumunu gösterir. Bu bilgiler olmadan yöntem seçimi eksik kalır.
Çoğu hastada işlemden sonra yürüyüş teşvik edilir. Uzun süre hareketsiz kalmak genellikle istenmez. Yine de yürüyüş süresi, çorap kullanımı ve işe dönüş planı hastanın damar yapısına ve yapılan ek işlemlere göre belirlenmelidir.
Tedavi edilen damar başarılı şekilde kapanabilir; ancak zaman içinde başka damarlarda yeni kaçaklar veya yeni varisler gelişebilir. Bu durum genetik yatkınlık, meslek, gebelik, kilo değişimi ve yaşam tarzı gibi faktörlerden etkilenir.
Hayır. Bazı hastalarda ana damar kaçağı yoktur veya sorun daha çok kılcal damar düzeyindedir. Bazı hastalarda ise damar çok kıvrımlı, cilde çok yakın veya farklı bir yöntem için daha uygun olabilir. Bu nedenle hasta seçimi önemlidir.
Önce şikayetleriniz, muayene bulgularınız ve Doppler ultrason sonuçlarınız birlikte değerlendirilmelidir. Uygun yöntem, yalnızca görünen damar görüntüsüne göre değil, altta yatan venöz haritaya göre belirlenir.
İçerik Yazarı
Girişimsel Radyoloji Uzmanı
1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyolog olarak çalışmaktadır.
Uzmanlık Alanları
Lazer, radyofrekans ve köpük aynı hastaya uygun değildir. Doppler bulgunuza göre doğru yöntemi birlikte belirleyelim.
WhatsApp’tan SorunRandevu / İletişimBacaklarınızda gün sonuna doğru ağırlık, yorgunluk ya da dolgunluk hissi oluyor mu?
Bacaklarınızda gözle görülür damarlar var mı?
Ayak bileğinizde veya bacağınızda şişlik oluyor mu?
Gece bacak krampı, kaşıntı ya da huzursuz bacak şikâyetiniz var mı?
Ayak bileği çevresinde renk koyulaşması, sertleşme veya yara var mı?
Günün büyük kısmını ayakta ya da hareketsiz oturarak mı geçiriyorsunuz?
Ailenizde varis öyküsü var mı veya birden fazla gebelik geçirdiniz mi?
Çerez tercihiniz
Sitenin çalışması için gereken zorunlu çerezleri kullanıyoruz. Ziyaret istatistiklerini ölçmek için kullanılan analitik çerezler ise yalnızca siz onay verirseniz çalışır. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.
