Pazartesi- Cuma 09.00 - 16.00 0232 398 3700 – İç Hat:55387 Uz.Dr. Mehmet Hakan PIÇAK
Minimal İnvaziv
Ameliyatsız, Kesi yok
Görüntüleme Eşliğinde
Nokta Atışı, Hassas
Yatış Gerekmez
Lokal anestezi, Aynı gün taburculuk

Varis ülseri (Yarası) ve Tedavisi

Bacakta kapanmayan bir yara çoğu hastayı doğal olarak endişelendirir. Özellikle ayak bileği çevresinde açılan, zaman zaman akıntılı olan ve haftalar içinde düzelmeyen yaralar söz konusuysa, bunun basit bir cilt sorunu olmadığını düşünmek gerekir. Varis ülseri tedavisi de tam bu noktada önem kazanır; çünkü sorun çoğu zaman sadece cildin yüzeyinde değildir, altta yatan toplardamar basıncı da tabloyu besler.

Halk arasında varis yarası ülser olarak tarif edilen bu durum, genellikle uzun süredir devam eden venöz yetmezliğin ileri bir aşamasıdır. Başlangıçta sadece belirgin damarlar, ayakta durunca artan dolgunluk hissi, kaşıntı veya ayak bileğinde şişlik varken; zaman içinde cilt koyulaşabilir, sertleşebilir ve en sonunda yara gelişebilir. Yara ortaya çıktığında mesele artık yalnızca kozmetik değildir. Günlük yaşamı, yürümeyi, uyumayı ve pansuman ihtiyacını etkileyen gerçek bir sağlık sorunu haline gelir.

Bu nedenle venöz ülser tedavisi planlanırken iki hedef birlikte düşünülmelidir: Yaranın iyileşmesine yardımcı olmak ve yaranın ortaya çıkmasına yol açan damar basıncını değerlendirmek. Uygun hastalarda yara bakımı, bası tedavisi ve minimal invaziv damar tedavileri birlikte planlandığında daha sağlıklı bir yol haritası çizilebilir. Varisin temel mekanizmasını daha geniş çerçevede anlamak isterseniz varis nedir ve neden olur başlığı da bu tabloyu tamamlar.

Varis ülseri nedir?

Varis ülseri, bacak toplardamarlarında uzun süre yüksek basınç oluşmasına bağlı gelişen, geç iyileşen ya da kolay tekrar eden açık yaradır. En sık ayak bileğinin iç kısmına yakın bölgede görülür. Bunun nedeni, yüzeyel ve derin ven sistemindeki basınç yükünün o bölgede cilt ve cilt altı dokuda daha belirgin hasar oluşturabilmesidir.

Her bacak yarası varis ülseri değildir. Atardamar dolaşım bozukluklarına bağlı yaralar, diyabetik ayak yaraları, travma sonrası yaralar veya farklı dermatolojik hastalıklar da benzer görünebilir. Bu yüzden hastanın kendi kendine teşhis koyması yerine, yaranın gerçekten venöz kaynaklı olup olmadığının netleştirilmesi gerekir. Doğru tanı, doğru tedavinin ön şartıdır.

Varis ülseri çoğu zaman birdenbire ortaya çıkmaz. Öncesinde ciltte kahverengi renk değişikliği, kaşıntı, sertleşme, incelme, bacakta ağırlık hissi ve akşam artan ödem gibi sinyaller olabilir. Bu sürecin arkasında sıklıkla bacaklarda venöz yetmezlik bulunur.

Varis yarası neden oluşur?

Temel sorun, toplardamarların kanı bacaklardan kalbe doğru yeterince verimli taşıyamamasıdır. Kapakçık sistemi bozulduğunda kan aşağı doğru kaçar ve damarın içinde kronik basınç artışı oluşur. Buna venöz hipertansiyon denir. Bu basınç zaman içinde önce damarı, sonra cilt altı dokuyu ve en sonunda cildin kendisini etkiler.

Sürekli yüksek venöz basınç nedeniyle dokuların oksijenlenmesi ve beslenmesi bozulabilir. Küçük darbeler bile normalden daha geç iyileşmeye başlar. Başlangıçta egzama benzeri kaşıntılı alanlar, ardından pigmentasyon ve cilt sertleşmesi görülebilir. Sonraki aşamada küçük bir çizik, çarpma ya da sürtünme bile açık yaraya dönüşebilir.

Varis ülserine zemin hazırlayan durumlar arasında uzun süredir devam eden varisler, geçirilmiş derin ven trombozu, uzun süre ayakta çalışma, ileri yaş, hareketsizlik, obezite ve daha önce aynı bölgede yara öyküsü sayılabilir. Sigara, diyabet ve dolaşımı etkileyen başka hastalıklar da iyileşmeyi zorlaştırabilir. Ancak her hastada tek bir neden yoktur; çoğu zaman birkaç faktör birlikte rol oynar.

Dr. Mehmet Hakan Pıçak olarak klinik pratiğimde en sık gördüğüm sorunlardan biri, yaranın sadece üstten krem ve pansumanla kapatılmaya çalışılmasıdır. Oysa altta yatan venöz basınç değerlendirilmeden yapılan yaklaşım, bazı hastalarda geçici rahatlama sağlasa da tekrar riskini azaltmakta yetersiz kalabilir.

Hangi belirtiler ileri evreyi düşündürür?

Varis ülseri genellikle açık yara ile fark edilir; ancak ondan önce gelen işaretleri tanımak önemlidir. Ayak bileği çevresinde inatçı şişlik, gün sonunda belirginleşen ağırlık hissi, ciltte kahverengi-kırmızı renk değişikliği, kaşıntı, pullanma ve sertleşme ilerleyen venöz hastalığı düşündürebilir.

Yara açıldığında çevresinde nemli görünüm, hassasiyet, sarımsı akıntı veya kötü koku olabilir. Bazı hastalarda ağrı hafiftir, bazılarında ise özellikle pansuman sırasında ya da uzun süre ayakta kalınca belirginleşir. Varisli damarların eşlik etmesi tanıyı destekleyebilir; ama her venöz ülserde görünür büyük varisler şart değildir.

Yaranın haftalar içinde kapanmaması, çapının giderek artması veya sık tekrar etmesi önemsenmelidir. Aynı şekilde ciltte siyaha dönen alanlar, belirgin ısı artışı, yaygın kızarıklık ve ateş enfeksiyon ya da farklı dolaşım sorunları açısından uyarıcı olabilir.

Ne zaman gecikmeden doktora başvurmak gerekir?

Bacağınızda iki haftayı aşan bir yara varsa hekim değerlendirmesi geciktirilmemelidir. NICE kılavuzu da diz altındaki ve iki haftada iyileşmeyen venöz ülserlerin uzman değerlendirmesini önermektedir. Çünkü zaman uzadıkça hem yara bakımı karmaşık hale gelir hem de tekrar eden enfeksiyon, ağrı ve iş gücü kaybı gibi sorunlar artabilir.

Bazı belirtiler daha hızlı değerlendirme gerektirir. Artan kızarıklık, kötü kokulu akıntı, ateş, hızla büyüyen yara, istirahatte bile artan ağrı ve ayağın soğuk-soluk görünmesi beklenmemesi gereken durumlardır. Bunlar enfeksiyon, dolaşım bozukluğu veya farklı bir damar problemi ile ilişkili olabilir.

Kanama da ayrı bir başlıktır. Varisli damar üzerinden veya yara çevresinden belirgin kanama olduysa, ilk yardım sonrası tıbbi değerlendirme gerekir. Çünkü bazı hastalarda cilt çok incelmiş olabilir ve basit görünen bir kanama düşündüğünüzden daha ciddi olabilir.

Tanı nasıl konur?

Tanıda ilk adım, yaranın görünümüne bakmak kadar hastanın öyküsünü doğru almaktır. Yaranın ne kadar süredir açık olduğu, daha önce kapanıp kapanmadığı, ağrının tipi, şişlik, geçirilmiş pıhtı öyküsü, diyabet ve kullanılan ilaçlar önemlidir. Muayenede sadece yara değil, tüm bacak değerlendirilir.

Biz bu hastaları değerlendirirken önce yaranın gerçekten venöz kaynaklı olup olmadığını anlamaya çalışıyoruz. Çünkü atardamar problemi olan bir hastada sadece bası uygulamak doğru olmayabilir. Gerekli görüldüğünde periferik dolaşım ayrıca incelenir. Her bacak yarasına doğrudan aynı yaklaşım uygulanmaz.

Venöz kaynak düşünülüyorsa en önemli araçlardan biri Doppler ultrason ya da daha doğru ifadeyle dupleks ultrason incelemesidir. Bu inceleme ile yüzeyel damarlarda kaçak olup olmadığı, derin ven sisteminin durumu ve tedavi planını etkileyebilecek anatomik ayrıntılar görülebilir. Uygun hastalarda ameliyatsız varis tedavisi seçenekleri bu haritalama sonrası daha net konuşulur.

Bazen yara kültürü, kan testleri veya farklı görüntülemeler de gerekebilir. Ancak burada amaç gereksiz test yapmak değil; yarayı uzatan sebebi netleştirmektir. Tanı ne kadar netse, tedavi planı da o kadar gerçekçi olur.doppler ultrason ile varis tanısı

Klinik Not

Tanı Adımları

Venöz ülser tanısında yaranın venöz kaynaklı olduğundan emin olmak ilk adımdır. Doppler ultrason reflü kaynağını ve derin ven durumunu gösterir. Kompresyon planlanacaksa atardamar dolaşımı önceden kontrol edilmelidir — periferik atardamar problemi olan hastada yüksek bası zarar verebilir. Doğru tanı konmadan tedavi başlatmak hem yetersiz hem de riskli olabilir.

Varis ülseri tedavisinde temel hedefler nelerdir?

Başarılı bir tedavi planı sadece yarayı kapatmayı hedeflemez. Birinci hedef, yaranın iyileşmesine uygun ortamı oluşturmaktır. Bu; doğru pansuman, akıntı kontrolü, uygun temizlik, gerekli hastada enfeksiyon tedavisi ve şişliği azaltmayı içerir.

İkinci hedef, venöz basıncı azaltmaktır. Bunun için en sık kullanılan araç bası tedavisidir. Varis çorabı, elastik bandaj veya çok katlı bandaj sistemleri uygun hastalarda önemli fayda sağlayabilir. Ancak bası düzeyi kişiye göre ayarlanmalı ve atardamar dolaşımı yeterli olmayan hastalarda dikkatli olunmalıdır.

Üçüncü hedef ise yaranın tekrar etme riskini azaltmaktır. İşte burada altta yatan damar kaçağının ya da venöz yetmezliğin tedavisi devreye girer. Sadece yüzey bakımı çoğu zaman yeterli olmaz. Özellikle tekrarlayan ülserlerde damar sisteminin tedavi planına dahil edilmesi önemlidir.

Doğru Bilinen Yanlış

Yanlış Bilinen

Yanlış Bilinen: Varis ülseri için mutlaka ameliyat gerekir.

Doğrusu: Uygun hastalarda yara bakımı, bası tedavisi ve minimal invaziv endovenöz işlemler (lazer, RFA, köpük) birlikte planlanabilir. Klasik cerrahi her hastada şart değildir; karar Doppler haritalaması ve genel klinik tablo değerlendirildikten sonra kişiye özel verilir.

Ameliyatsız ve minimal invaziv tedavi seçenekleri nelerdir?

Varis ülseri tedavisi çoğu hastada tek bir işlemden ibaret değildir. Genellikle yara bakımı, bası tedavisi, yaşam tarzı düzenlemeleri ve uygun seçilmiş girişimsel işlemler birlikte düşünülür. Bu noktada hastanın aktif enfeksiyonu, yara boyutu, reflünün yeri ve eşlik eden hastalıkları planı belirler.

İlk basamakta düzenli yara bakımı vardır. Yaranın temizlenmesi, ölü dokunun gerekli hastada uzaklaştırılması, uygun pansuman materyali ile nem dengesinin sağlanması ve çevre cildin korunması önemlidir. Antibiyotik her hastaya rutin verilmez; daha çok enfeksiyon bulgusu varsa düşünülür.

Bası tedavisi venöz ülser yönetiminin temel taşlarından biridir. Amaç bacakta biriken sıvıyı azaltmak, ödemi kontrol etmek ve venöz dönüşü desteklemektir. Doğru uygulandığında iyileşme sürecine ciddi katkı sağlayabilir. Yine de çorabın ya da bandajın tipi, basıncı ve kullanım süresi hastaya göre planlanmalıdır.

Altta yatan yüzeyel ven reflüsü saptandığında endovenöz tedaviler gündeme gelebilir. Bunlar arasında lazer ablasyon, radyofrekans ablasyon ve uygun damarlarda köpük skleroterapi yer alır. Örneğin radyofrekans ile varis tedavisi bazı hastalarda reflülü damarın içeriden kapatılmasını sağlayan minimal invaziv bir seçenektir. Hangi tekniğin uygun olacağı, damar çapına, seyrine, yaranın durumuna ve genel klinik tabloya göre değişir.

Bazı ileri olgularda sorun yalnızca yüzeyel damarlarda değildir. Geçirilmiş pıhtı sonrası derin ven sisteminde hasar, darlık veya tıkanıklık da tabloya eşlik edebilir. Böyle durumlarda değerlendirme daha ayrıntılı yapılır ve gerekirse farklı girişimsel seçenekler düşünülür. Bu nedenle venöz ülser tedavisi kişiye özel planlanmalıdır; her hastaya aynı işlemi önermek doğru olmaz.

Köpük skleroterapi bazı hastalarda yara çevresindeki yan dalların veya belirli kaçak alanlarının kontrolünde tercih edilebilir. Ancak her ülserli hastada tek başına yeterli olmayabilir. İşlemin rolü, damar haritalaması sonrası daha doğru anlaşılır. Hasta seçimi doğru yapıldığında minimal invaziv girişimler, yara iyileşmesini destekleyen bütüncül planın parçası olabilir.

Tedavinin yalnızca işlem boyutu da yoktur. Bacağın gün içinde yüksekte tutulması, uzun süre sabit ayakta kalmamak, düzenli yürüyüş, kilo kontrolü, sigaranın bırakılması ve pansuman disiplinine uyum da sürecin önemli parçalarıdır. Bunlar küçük detay gibi görünse de özellikle tekrar riskinde belirleyici olabilir.

İyileşme sürecinde hastayı neler bekler?

Varis ülserinin iyileşme süresi hastadan hastaya değişir. Yaranın genişliği, ne kadar süredir açık olduğu, enfeksiyon olup olmadığı, ödemin derecesi, hastanın hareket düzeyi ve eşlik eden hastalıklar bu süreyi etkiler. Bu nedenle internetten görülen tek bir zaman örneğine göre beklenti oluşturmak doğru değildir.

Bazı hastalarda birkaç hafta içinde belirgin toparlama görülürken, bazı hastalarda sürecin aylar alması mümkündür. Burada en önemli konu düzenli takipten kopmamaktır. Yaranın küçük görünmesi, alttaki venöz basınç sorununun çözüldüğü anlamına gelmeyebilir.

İşlem uygulanmışsa çoğu minimal invaziv girişim sonrası hastalar aynı gün yürüyebilir. Ancak ülserli hastalarda iyileşme takibi yine de daha yakından yapılır; çünkü odak sadece damar kapatmak değil, yaranın güvenli biçimde toparlamasıdır. Pansuman, bası kullanımı ve yürüyüş düzeni konusunda verilen önerilere uyum sonucu doğrudan etkiler.

Kliniğimizde bu süreci nasıl yönetiyoruz?

Kliniğimizde genellikle ilk adım detaylı öykü, fizik muayene ve Doppler ultrason ile damar haritalamasıdır. Yaranın aktif durumu, çevre cilt değişiklikleri, ödem düzeyi ve venöz kaçağın yeri birlikte değerlendirilir. Gerekli görürsek arterial dolaşım açısından ek inceleme isteriz; çünkü güvenli bir tedavi için önce yara tipinden emin olmak gerekir.

Sonrasında hastaya tek cümlelik bir çözüm yerine, basamaklı bir plan sunuyoruz. Bu planda yara bakımı, bası tedavisi, günlük yaşam önerileri ve gerekiyorsa minimal invaziv damar tedavisi ayrı ayrı konuşulur. Hastanın iş yaşamı, yürüme kapasitesi, pansuman uyumu ve ağrı düzeyi de planlamaya dahildir.

Benim yaklaşımımda asıl önemli nokta, yalnızca yaranın görünümünü değil hastanın yaşam kalitesini de anlamaktır. Çünkü bazı hastalar için en zorlayıcı konu ağrı iken, bazıları için kötü koku, akıntı, ayakkabı giyememe veya sürekli pansuman ihtiyacıdır. Tedavi bu gerçek hayat sorunlarını da azaltmayı hedeflemelidir.

Uygun hastalarda girişimsel işlem zamanlamasını yaranın durumuna göre planlarız. Bazen önce ödem ve yara kontrolünü sağlamak gerekir, bazen de erken dönemde venöz kaçağın kapatılması süreci destekleyebilir. Kısacası karar, muayene ve görüntüleme sonrası netleşir; hazır kalıplarla verilmez.

Uzman Görüşü

Doktor Notu

Varis ülserinde ilk muayenede benim için en kritik soru şudur: bu yara gerçekten venöz mi, yoksa tabloya atardamar bileşeni de katılmış mı? Kompresyon uygulamadan önce atardamar dolaşımını kontrol etmek şarttır. Venöz köken doğrulandığında ise plan tek adımda değil, basamaklı kurulur: önce yara sakinleştirilir, sonra damar haritası çıkarılır, ardından uygun hastada girişimsel seçenek konuşulur. Karar muayene masasında verilir, protokol listesinden değil.

Dr. Mehmet Hakan Pıçak

Bilimsel veriler bu konuda ne söylüyor?

Güncel yaklaşım, venöz ülserlerin yalnızca pansumanla değil, altta yatan venöz hastalıkla birlikte ele alınması yönündedir. NICE varis kılavuzu venöz ülseri olan hastaların uzman damar değerlendirmesine yönlendirilmesini önerir. NHS venöz bacak ülseri bilgisi de bu yaraların kendiliğinden düzelmesini beklemek yerine profesyonel bakım gerektiğini vurgular.

Ayrıca ESVS 2022 kronik venöz hastalık kılavuzu, uygun hastalarda bası tedavisinin ve venöz sistemin hedefe yönelik değerlendirilmesinin önemini destekler. Bu verilerin ortak mesajı nettir: Önce doğru sınıflama, sonra kişiye uygun tedavi planı.

Sık Sorulan Sorular

Çoğu zaman evet. Varis ülseri, toplardamar yetmezliği ile ilişkili venöz ülserlerin bir türüdür. Ancak her bacak yarası venöz kaynaklı değildir; atardamar, diyabet veya travma ilişkili yaralarla karışabilir.

Her hastada klasik cerrahi gerekmez. Uygun hastalarda yara bakımı, bası tedavisi ve minimal invaziv endovenöz işlemler birlikte planlanabilir. Karar, muayene ve Doppler ultrason sonrası verilir.

Evet. Doppler ultrason, venöz kaçağın yerini ve derin ven sisteminin durumunu göstermede önemli bir araçtır. Tedavi planının kişiye göre şekillenmesine yardımcı olur.

Tekrarlama riski vardır. Bu risk; altta yatan venöz yetmezliğin derecesi, bası tedavisine uyum, hareket düzeni, kilo kontrolü ve önceki yara öyküsüne göre değişebilir.

Sık kullanılır ama her hastada otomatik olarak başlanmaz. Özellikle atardamar dolaşımı zayıf olan kişilerde bası düzeyi dikkatle değerlendirilmelidir. Bu nedenle çorap tipi ve basıncı hekim önerisiyle belirlenmelidir.


Değerlendirme için: Şikayetler ve damar yapısı kişiye göre değişir. Uygun yaklaşımın belirlenmesi için iletişime geçerek hekim değerlendirmesi planlanabilir.

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesi gerekir.

Tıbbi gözden geçirildi Güncellendi
  • Tıbbi gözden geçiren Uzman Dr. Mehmet Hakan PIÇAK
  • Son güncelleme Temmuz 7, 2026

İçerik Yazarı

Uzman Dr. Mehmet Hakan PIÇAK

Girişimsel Radyoloji Uzmanı

1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyolog olarak çalışmaktadır.

  • KurumBakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi
  • Konumİzmir

Uzmanlık Alanları

  • Varis
  • Venöz yetmezlik
  • Endovenöz tedaviler
  • Minimal invaziv tedaviler
Dr. Mehmet Hakan Pıçak
Dr. Mehmet Hakan Pıçak Girişimsel Radyoloji

Varis ve damar sağlığı için ücretsiz ön değerlendirme alın.

WhatsApp'tan Yaz 0232 398 3700 Randevu / İletişim
İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği
Varis Risk Testi

Bacaklarınızda akşamları ağrı, yorgunluk ya da ağırlık hissi oluyor mu?

Bacaklarınızda görünür hâle gelmiş genişlemiş ya da mor/mavi damarlar var mı?

Gün boyu uzun süre ayakta durarak veya oturarak mı çalışıyorsunuz?

Ailenizde (anne/baba/kardeş) varis öyküsü var mı?

40 yaş üstü müsünüz veya birden fazla gebelik geçirdiniz mi?

Instagram
Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak @girisimsel.radyolog Takip Et